Valla hamilelik kolay diyen annelere öyle özeniyorum ki.. Benim yaşım küçük olduğundan mı böyle oldu, yoksa hamileliğim hayatımın en stresli en boktan dönemine rast geldi ondan mı bilmiyorum ama pek kolay bi hamilelik geçirdiğimi söyleyemem. Hamile olduğumu ilk öğrendiğimde daha belirtiler (uyku hariç) pek baş göstermemişti, hayalimde sadece karnımın büyüdüğü, geri kalan herhangi birşeyimin değişmediği bir hamilelik dönemi vardı. Hani böyle çok canlıyım, elmamı yiyorum, kamu spotu reklamlarındaki örnek tiplere benziyorum. Psikolojim bozulmamış, yüzüm gözüm yerinde, sporumu yapıyorum.
Hamilelik deyince insanın gözünde böyle sevimli şeyler canlanıyor ama yok öyle bi dünya malesef. Dünyanın fiziksel olarak en zor şeylerinden biri karnında bi canlı taşımak.
O yüzden bebek isteyen bi kadının hele hele yaşı benim gibi gençse oturup kırk kere daha düşünmesi lazım.
- Birincisi, hiçbişey eskisi gibi olmayacak onu bi söyleyeyim. Hamilelik hormonal olarak o kadar değişik etkileyecek ki seni, hani mesela "Ayyy kokoreç asla yemem o ne iğreeennnççç böğğk" diyorsun ya, hamile kalınca öyle bi yiyeceksin ki o kokoreçi, yeri gelecek ağlayacaksın o beğenmediğin kokoreç için. Sadece o da değil, sevmediğin tonla şey yiyeceksin hem de ikişer porsiyon.
- Kilo alacaksın. Yani benim gibi şanslı minyatür ve metabolizması hızlı çalışan biriysen yine kalıcı olarak çok bişey almayacaksın ama illaki o yanakların şişecek. Göbeğin büyüdükçe hareketlerin kısıtlanacak. Bebeğin benimki gibi hareketli bi bebeyse zaten hepten sıçtın, sen sağa dönerken göbeğini sola dönük bulacaksın. Tekmelerle uyandırılacaksın sabahları. Yok öyle "Ben hamileyken de çalışırım bebek beni etkileyemez" falan diyosun ya, nah etkilemez seni bebek. Daha şimdiden gözümden uyku akıyor benim.
- Bu yazdığım şeylere bağlı olarak cinsel hayatın da asla önceki gibi olmayacak. Bi kere hareket kabiliyetin normalin kat kat altına düşecek, 10 dakika koşunca yoruluyorsan 5 dakika koşunca yorulmaya başlayacaksın nereye sevişiyorsun? Yani 9 ay, hatta lohusalık dönemini de katarsan ortalama bi 10 ay kuzu kuzu yatıp uyuyacaksın. O yüzden burda sadece kadının değil, baba adayının da özverili ve kararlı olması lazım. (Bu arada şu baba adayı nedir ya sinir oluyorum o lafa. Babasın işte, çatır çatır yapmşın çocuğu daha adaylığı mı kalmış. Baba olacak dingil diyelim biz ona kısaca en iyisi mi. )
- İlk 3 ay delicesine kusacaksın. Ne yersen çıkaracaksın, çok sevdiğin bikaç şeyden tiksineceksin illaki. Hele bi de hamileliğin bu ilk üç ayı yaza geliyorsa sıçtın. Hele bi de iklimi aşırı sıcak bi bölgedeysen daha da bi kötü.. Kaçabileceğin en soğuk yere kaçıp kış uykusuna yatmayı dene bence. Hamileyken tatile gitmek gibi bi hata yapma, sakın yapma. Yüzmek her ne kadar sağlıklı olsa da onu bile yapamayacaksın, boşuna güneşin altında baba olacak dingilin serin sulardan çıkmasını bekleyeceksin. Ve büyük bi ihtimalle beklerken güneşin altında uyuyakalıp dehşet bi amele yanığı olacaksın.
- Hamile kalmadan önce araba al, mutlaka yap bunu. Hatta hamile kalmadan önce evde koltuktan kalkmadan neyi ne kadar idare edebiliyorsan hepsini dizayn et, öyle hamile kal. Ne bileyim tv kumandası falan hep yanında dursun, her boku uzaktan kumandalı al. Çok parası olan şanslı bi piçsen git kapıyı bile uzaktan kumandalı yaptır. Ama herşeyi geçtim araba olayı çok önemli, ülkemizdeki insanlar o kadar duyarsız ve o kadar ayı ki hani şimdi karnım şişince toplu taşıma araçlarında yer verirler diye düşünüyorsun ya haha, çok beklersin. Milletin gözüne gözüne karnını sokup "Ben hamileyim yer verir misiniz acaba" demeden kimse o kıçını kaldırmıyor o lanet metrobüs, otobüs, minibüslerde.
- Çirkinleşeceksin. Yani daha doğrusu insanlar sürekli senin ne kadar sevimli olduğundan bahsedecek ama sen hiç öyle hissetmeyeceksin. Sürekli kendini yorgun hissettiğinden bakımlı falan da olmayacaksın, duş almak bile nasıl ağır bi yük olacak sırtına var ya. Bazen kalkıp makyaj yapasın falan gelecek, likit çekmek bile sana Van Gogh'un Çığlık'ını çizmek gibi geleceğinden vazgeçeceksin. Evdeki aynaların üstünü örtmek isteyeceksin. Değişiklik yapayım, saçımı boyatayım gibi bi lüksün de yok. Kuaförler her ne kadar kullandıkları boyalar için %100 bitkisel diye kıçlarını yırtsalar da emin olamayacağın için hep son anda vazgeçeceksin.
- Eğer hamilelik süresince yalnız kalman gerekecekse, mesela eşin askerdeyse ya da bekar anne olmayı planlıyorsan veya 3. ve en kötü ama en sık rastlanan ihtimal eşin duyarsız bi öküzse o kırk kere düşünmenin üstüne bi iki kere daha düşün. Çünkü karnın çıkmaya başladığında herşeyde yardıma ihtiyacın olacak, giyinmekte, ayakkabılarını bağlamakta, duş almakta, yemek yapmakta bile.. O yüzden yanında sana gerçekten destek olacak insanların olması çok önemli.
- Paso uyuyacaksın bi de. Hamileliğin ilk belirtisi bu zaten, baktın hiç olmadık anlarda uyukluyor musun ordan anla hamile olduğunu. Çok saçma yerlerde, çok saçma anlarda uyuyacaksın. Mesela vurdulu kırdılı, normal ayık insanların bile sesten irkileceği bir filme gidip sanki o sesler ninniymiş gibi mışıl mışıl uyuyacaksın. Öyle ki uyuduğunun farkında bile olmayacaksın çünkü uykunun gelmesi diye bişey yok, bayılır gibi pat diye uyuyakalmak var.
- Psikolojin bok olacak. Kendini etkisiz hissedeceksin, doğum yaklaştıkça korkuların artacak, sezeryan mı yapsan normal doğum mu bilemeyeceksin, maddi sıkıntıların varsa bu korkuların daha da fazla olacak. Hele benim gibi önceden panik atak vb krizleri olan bi hastalığın varsa büyük ihtimal bu endişelerin yüzünden krizlerin sıklaşacak. Ağır ilaçlar da alamayacaksın, kaldın mı öyle mal gibi..
Yaa.. İşte, ben çocuk yapıcam demek, demekle bitmiyor. Evet yapmak çok basit ve eğlenceli bunu biz de biliyoruz ama anne için sonrası çok zor be. Maddi, manevi, psikolojik, her türlü hazır olmak gerekiyor o gözümüzde canlanan hamileliği yaşamak için. Şimdi bu kadar konuştum, ben pişman mıyım, hayır asla değilim.. Ama daha güzel bi hamilelik geçirmeyi tabiki isterdim her anne gibi..
Kısmet böyleymiş diyorum ben de. Gerçek şu ki eğer şu an hamile olmasaydım, bebek fikri hayatımda hep ertelenen bi fikir olacaktı. Ben hiçbi zaman hazır olamayacaktım çünkü korkularım yüzünden. Olması gerekiyordu, aradan çıkmış oldu. İşin tuhafı, bütün endişelerime ve kötü şartlara rağmen ondan vazgeçmeyi hiç düşünmedim. Ya da ne bileyim, bazı anneler istemezler ya çocuklarını düşsün diye bakarlar falan, hiç öyle beklentilerim olmadı. Aksine acaip istiyorum bu keretayı ben. Çıksa da orasını burasını ısırsam diye dört gözle bakıyorum. Evet 6 aydır hem fiziksel hem psikolojik olarak ağzıma sıçıyor ama napayım yani, götünü götünü yemeyeyim mi çocuşumun. Zorsa zor napalım. Nedir yani?..
(Hamileyken yazdığım sevimli bi yazıydı.. Paylaşmak istedim.. :) )
(Hamileyken yazdığım sevimli bi yazıydı.. Paylaşmak istedim.. :) )

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder