Anne olmak ne zor ve tuhaf bişeymiş ya! Havalar soğuk, aman bişey olur da çocuk üşütür diye neredeyse haftalardır dışarı çıkmıyorum. Kendimi hayvanat bahçelerinde parmaklıkların ardında kendini seyredenlere şirinlik yapan şempanzeler gibi hissediyorum. Onu bunu bırak da ev 9.u katta, bana kim kabuklu yemiş atacak? Kuşlar falan mı?
Böyle böyle sıkıntıdan gene saçımın rengine taktım. Abi sarı iyi güzel yakışıyor da, kafamda artık saç mı var lastik mi var hiçbi fikrim yok. Bu orial midir ne haltsa saçı mahfediyor.. Bi de saçım uzasın diye antin kuntin şeyler kullanıyorum.Saçım hızlı uzamaya başladı, sevinsem sevinemiyorum, üzülsem üzülemiyorum.. Dip boyamı yaptıktan 3 gün sonra başlıyorlar dipten dipten çıkmaya. Güzelim saç rengim sarının yanında öyle bir hale geliyor ki bi de, sanırsın asfalta at sıçmış.. Doğal saç rengime dönmek istiyorum, onu da bulamıyorum renk kataloglarında. Bu kararsızlıkla dibim dip olmaktan çıkana kadar böyle gezeceğim sanırım.
Bi de bu dip boya olayının bende acaip bi hatırası var, ne zaman saçımı boyasam aklıma geliyor. Bigün ortaokuldayım, herkes saçına bişeyler yapıyor diye özendim. Annem tabiki izin vermedi. Ben de gittim şu değişik kına gibi şeyler varya, temizlik marketlerde kasanın yanında duran "Ben çok acaip bi maddeyim, hadi beni al, beni kullan" diyen şeyler.. Gittim onlardan aldım. Anneanneme de el kınası falan diye yutturdum. Paketin üzerinde koyu kahverengi saçlı tatlı hint bir abla duruyodu, heves ettim ben de koyu kahve rengi saçım olacak diye.. Öyle böyle annemden gizli boyadık biz bu saçı.. Hatta çocukluk arkadaşım Kesver de geldi, baya bi heyecan yaptık.. Sonra ben saçımı bi yıkadım, dünyam başıma yıkıldı.. Ufak bi renk değişikliği yapıcaz uhuu cool olucaz derken Katy Perry gibi olmuşum. Hadi gözlerim mavi falan olsa bi derece çekilir yanı olacaktı da, o ne be.. Bembeyaz ten, siyah göz ve simsiyah saç.. Yusuf yusuf oldum, okuduğum okul enteresan bi okuldu, böyle şeylere aşırının aşırısı takardı öğretmenler. Akşam annem bişey demedi ama ertesi gün okulda ne olacak diye tırnaklarımı yedim durdum.. Dedim kesin beni gönderecekler bu sefer disipline, off salağım ben salak..
Sabah oldu, çakmasınlar diye topladım saçımı. Allah allah, kimsede tık yok. Baktım ses çıkarmadılar, anormal geldi, ertesi gün saçımı açıp gittim. Turizm dersine giren peltek bi hocamız vardı, o soft sesiyle yanıma geldi "aha dedim fark etti işte" (ben de resmen belamı arıyomuşum) "saçını topla ğüya" dedi ve gitti.. Bir iki derken, şaka gibi ama kumral saçın simsiyaha boyanması koskoca okulda "ben herşeyi fark ederim benden kaçmaz" diyen onlarca öğretmenden birinin bile dikkatini çekmedi.. Aylar geçti, saçım uzadı. Acaip sıkılmıştım saçımın o tuhaf görüntüsünden. İki renk duruyordu, diplerim doğal saç rengim, geri kalan simsiyah.. Ve artık nasıl bir boya ya da kınaysa da bi türlü akmıyordu o saçma şey saçımdan. Bi gün gittik annemle kuaföre saçımı kestirdik. Hiç siyah kalmadı saçımda.. "Oh be sonunda kurtuldum, hem saçım kısacık oldu kimsede yok böyle şekil saç ehehehe çok havalıyım" düşüncesiyle güzel güzel okula gittim. İlk derste saçımı boyadığım gerekçesiyle peruklu Fen öğretmeninden, arkasından din öğretmeninden ve arkasından sınıf öğretmenimle beraber şu gözünden hiçbirşey kaçmadığını iddia eden Turizm öğretmeninden güzel bir fırça yedim. Israrla saçımı eski doğal(!) rengine boyamamı söyledi akıllılar.. Saçım biraz uzayıp o saçın doğal saç rengim olduğunu ispat edene kadar da peşimi bırakmadılar..
Yani kıssadan hisse, saçınızı boyamayın. Doğal kalsın.
Öpüldünüz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder